Ulubey Forum
Eylül 05, 2010, 10:34:28 ÖÖ *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular: Forum Üyeliği için GERÇEK AD ve SOYADINIZ'ı kullanmanız gerektiğini unutmayın!
 
  Ana Sayfa   Forum   Yardım Ara Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: SAĞLIK  (Okunma Sayısı 1848 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Beytullah SES
Jr. Member
**
Mesaj Sayısı: 79

Veteriner Hekim İNSANLIK İÇİN


Üyelik Bilgileri E-Posta
« Yanıtla #14 : Ekim 16, 2008, 03:36:53 ÖS »



*Cocuğu olanlar dikkat*!

Anne ve Baba adaylarına duyurulur *..


Merhaba,
Başımızdan geçen kötü bir olayı sizinle paylaşmak ve sizlerinde nedenleri
hakkında dikkatli olmanız konusunda uyarmak istedim.

   12 Eylül sabahı 10 yaşındaki oğlum yatağından kalktıktan 10 dakika
sonra lavabo'nun önünde kriz geçirdi. Yerde vucudu kaskatı iken
titremelerle  birlikte, göz bebekleri kayboldu, nefes zorluğu, ağızda
köpürmeler. Hemen acile kaldırıldı. Yapılan tastlerden sonra konulan teşhis
sara (epilepsi) idi. İlaç tedavisine başlandı. Daha şoku üzerimizden
atamadan 9 gün sonra 21 Eylül sabahı 07:00 de oğlum  benim yanımda yatakta
iken yine kriz geçirdi. İlk müdehaleyi  yaptıktan sonra bu sefer Fakülteye
gittik. Orada da yeniden tetkikler yapıldı. Teşhis  aynı idi. Bizdeki
belirtilere göre 8-14 yaşındaki çocuklarda görülebilen bir sara çeşidi imiş.
Kullanılan ilaç 20-21 gün sonra beyne ulaştığı için, beyin henüz ilaçtan
fayda görmeye başlamamış idi.

Araştırmalarımıza göre ve bu konuda en iyisi olduğunu öğrendiğimiz
Fakültedeki profesör'den ( Mehmet Okan) randevu almıştık. Dün  yapılan
görüşme ve muayeneden sonra hocanın bize (sizlere de) dikkat etmemiz
gereken konular şunlar idi.

Epilepsi'yi tetikleyen unsurlar 50 Hertz TV' ve Monitörlerdeki resim
kaymalarını çocuk beyni daha kolay algılayayıp, beyin, istem dışı bu
atlamaları takip ettiği için yoruluyormuş. Yorulan beyin daha sonra bir
boşalma isteğiyle vucuda nöbet geçirtiyormuş. Bu nedenle mümkünse 50 Hertz
üzerindeki cihaz kullanımı. (Avrupa'da 60 Hertz altında TV  üretilmesi
yasaklanmış.)
Oğlum bu yaz hemen hemen her gün saatlerce playstation ve yanındaki Bilg50
hertz  olan  TV'de playstation ve bilgisayar'da oyun oynadı. Bir çok
arkadaşımın çocuğu, yeğeni de aynı durumda olduğu için bu maili
hazırlayarak uyarmak istedim.

Tetiklemeyi yapan diğer bir unsur *'kafein' yani Kola*. Profesör  çocukların
beyni için kolanın çok zararlı olduğunu belirtti. Kafeinli içeceklerden
özellikle kola ve enerji içeceklerinden çocukları uzak tutun  dedi.

Tetiklemeyi yapan bir diğer unsur da yanıp sönen ışıklar, yani disko
ışıkları. Bu ışıkları evde karanlıkta veya loş ışıkta  izlenilen Tv  veya
bilgisayar oyunları oluşturuyor. Tv' yi en az 3 metre ve  aydınlık ortamda
izlenmesini ve özellikle söyledi hoca. Bilgisayarı ise günde en fazla 20
dakika ile sınırladı.

Son nöbetten sonra en az 2 yıl sürekli (kontrollü) ilaç kullanımı ile
sorunun epeyce giderilebileceğ ini ve 14 yaşından sonra %96 oranında bir daha
nöbet geçirilmeyeceğ ini belirtti.

*
Ars. Gör. Onur Girisgin
Uludag Universitesi Veteriner Fakültesi
Parazitoloji Anabilim Dali*
Logged
ordulu-mehmeteymür
Full Member
***
Mesaj Sayısı: 244



Üyelik Bilgileri E-Posta
« Yanıtla #13 : Ağustos 11, 2008, 12:32:59 ÖS »

değerli, aydınlatıcı bilgiler için teşekkürler. tam zamanı bu bilgilerin. şehirlerde yetişen insanlarımızın kırsal hayata geldiklerinde hiç bir tecrübeleri olmadan yanlışlıklar yapabiliyorlar. böyle bilgilere çok ihtiyaç var bence. sağolun...
Logged
Beytullah SES
Jr. Member
**
Mesaj Sayısı: 79

Veteriner Hekim İNSANLIK İÇİN


Üyelik Bilgileri E-Posta
« Yanıtla #12 : Ağustos 04, 2008, 09:22:13 ÖS »

KUDUZ

Yatil ve fındık vakti.

Özellikle Çocuklar şehir hayatından kopup köylerimizdeler.Birnebzede olsa doğallıklarını yaşamaktalar.Varsa dedelerinin amcalarının köpekleriyle oynamak unutulmaz zevk vermekte minik yüreklere.

Anne ve babalar!

Çocuklarınızın oynadığı kedi ve köpeklerin kuduz aşılarının ve parazit mücadelelerinin yapılıp yapılmadığını kontrol edin.Şüpheniz varsa sağlık kontrolü yapıldığından en yakın Veteriner Hekimden yardım alın.Aşılatın .

Olaki bir ısırık veya tırmalama olayıyla karşılaştınız panik yapmayın ama tedbiride elden bırakmayın.Köy yaşantınıza ufak bi molaya bahane olsun Doktora gidin.

A M A!!!

Sakın ha kızıp  öfkelenip kedi veya köpeğinizi gözden uzak tutmayın kovalamayın ...öldürülmesine izin vermeyin...arabanıza alıp uzak bir yere   salmayın....

ON (10)   oooooonnnnn     GÜN     gözetim altında tutulmasını sağlayın...

Isırık veya tırmalama temasından    10    gün sonra köpeğiniz kuduz belirtileri göstererek  hastalanıp ölmemişse ...


    Yaralar zaten iyileşmiştir de.Aklınızda acaba O KEDİ VEYA KÖPEK KUDUZMUYDU diye uykularınız kaçmasın...


    KöyÜM
 
KÖPEĞİYLE KEDİSİYLE 
                   İNEĞİYLE DANASIYLA
                                  KOYUNU KUZUSUYLA
                                                TUVUĞU HOROZUYLA

           DEDESİ & NENESİ    TORUNUYLA

           BAHÇESİ TARLASI HARMANIYLA
       
                                                        GÜZEL

          AYIRMAYIN UZAKTUTMAYIN DOĞALLIĞI YAŞAYIN


         BEYTULLAH SES

         Veteriner Hekim
       
         Y.SAYACA  K.


                      BİRLİKTEY
Logged
ordulu-mehmeteymür
Full Member
***
Mesaj Sayısı: 244



Üyelik Bilgileri E-Posta
« Yanıtla #11 : Haziran 28, 2008, 03:35:45 ÖS »

gülsekmi ağlasakmı hallerimize. neyse genede hocamıza geçmiş olsun, umarım bu korku ona bişeyleri benimsetmiştir...
Logged
Beytullah SES
Jr. Member
**
Mesaj Sayısı: 79

Veteriner Hekim İNSANLIK İÇİN


Üyelik Bilgileri E-Posta
« Yanıtla #10 : Haziran 27, 2008, 01:52:39 ÖS »

   Hayri Tunç Hocamızın adını duymayan kalmadı.Hayri  Hocamızın hastalığı KKKA hastalığı değilmiş,Biz okadar anlatsak söylesekte İmam bildiğini okumuş hayvanının üzerindeen sakırtlağı eliyle koparmış.

    Yalan haber de olsa asparagas gazetecilikte olsa 1 musibet bin nasihattan iyidir.

     Sağlık olsun.

      Beytullah SES
      Veteriner Hekim
Logged
irfansoylu
Full Member
***
Mesaj Sayısı: 142


*** KAFKAS KARTALI ***


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #9 : Haziran 24, 2008, 10:49:38 ÖS »

abi bak kene hakkında o kadar konuştuk, ulubeye kadar geldi. hatta kiyümüze girdi,
akrabakarımızı ısırdı. Hayri hocaya Allah acil şifalar versin.
Logged

Doğunun Uygar Kenti KARSAS CITY...
ordulu-mehmeteymür
Full Member
***
Mesaj Sayısı: 244



Üyelik Bilgileri E-Posta
« Yanıtla #8 : Haziran 23, 2008, 04:28:50 ÖÖ »

teşekkürler beytullah bey, böyle hassas konularda biz ulubeylileri aydınlatıcı katılımlarınıza her zaman ihtiyacımız olacağını düşünüyor,  başarılar diliyor, sevgi ve saygılar  sunuyorum. sağolun...
« Son Düzenleme: Haziran 23, 2008, 04:31:32 ÖÖ Gönderen: ordulu-mehmeteymür » Logged
Beytullah SES
Jr. Member
**
Mesaj Sayısı: 79

Veteriner Hekim İNSANLIK İÇİN


Üyelik Bilgileri E-Posta
« Yanıtla #7 : Haziran 19, 2008, 09:01:40 ÖÖ »

Ulubey ve köylerinde bu kene olayının riskleri  hangi bitkilerdir?


Kene ( sakırtlak)  lerin bitkilerle bir ilişkisi  yoktur.Keneler tüm hayvanlardan (sürüngenler ve kuşlar dahil) ve insanlardan   kan emerek (parazit olarak) yaşarlar.Çalılık otluk bölgelerde hayvanlarda çok olduğu için bu tip araziler kenelerin yaşam döngüşü için uyggun ortamlardır.Kumsal ve çıplak kayalık alanlarda az rastlanmasıda parazitlik yapacakları çanlılarında bu bölgelerde bulunmamalarındandır.


 nelerden bulaşır ve  kene olayı hangi oranlardadır?

       Erkek keneler kan emmezler  dişiler ise kan emmeden gelişemez ve yumurtlayamazlar.Evçil ve yabani hayvanların yaşadıkları her ortamda bulunabilirler.Sert ve  yumşak keneler-mera ve ahır mesken keneleri-tek,2 ve 3  konakçılı keneler olarak farklılıklarına göre sınıflandırılırlar.

      KKKA taşıyıcıı olan kene türü (Hyalomma m.marginatum ) bölgemizde mevcuttur.Bu tür ahır mesken gibi kapalı ortamlarda bulunmaz . Bizim sahil kuşağında virus taşıyan kene veya insan vakası na henüz rastlanmadı.olmayacak diye birşeyde yok tabi ki...

      Kene(Sakırtlak ) farkedilir edilmez çıkartılmalıdır. Keneyi erken çıkarttığınızda hastalık riski minimumdur.  Hastalanan insanlar genellikle keneyi geç farkettiklerinden (1-2 gün sonra) veya hayvanların üzerinden keneleri elle koparttıkları için hastalanmaktadır.  Ölen bir çok insan ise hastalık belirtileri başladığında bunları önemsemeyip, “üşütmüşüm,yorulmuşum” diye geçiştiren ve erken destek tedavisi almayan insanlarımız ne yazık ki.

       Bundan Fazlasını   ilçemizin yetiştirdiği İnsan Hekimi  hemşerime brakıyorum .


       Aman imamlar ve Mühendisler her sağlık konusunnda olduğu gibi bu konuda HEKİMLERDEN  fazla konuşmasınlar.Allah muhafaza az bilenler hiç bilmeyenlerden tehlikeli olurlar konuşmamaları durumlarda konuşurlarsa...

     
       
       Beytullah SES
       Veteriner Hekim

       
         

 

 
Logged
ordulu-mehmeteymür
Full Member
***
Mesaj Sayısı: 244



Üyelik Bilgileri E-Posta
« Yanıtla #6 : Haziran 17, 2008, 08:06:55 ÖS »

teşekkürler irfan ve beytullah bey, faydalı  bilgiler. beytullah bey kafama takıldı şu soruyu sormak istiyorum. acaba ulubey ve köylerinde bu kene olayının riskleri  hangi bitkilerdir, nelerden bulaşır ve  kene olayı hangi oranlardadır. bu işin uzmanı bir kişi olarak vereceğiniz cevap çok makbule geçer. saygılar...
« Son Düzenleme: Haziran 17, 2008, 08:12:02 ÖS Gönderen: ordulu-mehmeteymür » Logged
Beytullah SES
Jr. Member
**
Mesaj Sayısı: 79

Veteriner Hekim İNSANLIK İÇİN


Üyelik Bilgileri E-Posta
« Yanıtla #5 : Haziran 17, 2008, 02:09:04 ÖS »

Her köpek insanı ısırabilir fakat her ısıran köpek KUDUZ virusu taşımaz ve ısırılan kişi Kudurmaz.Buradada önce kene(sakırtlak) hastalık virusunu taşıyacak sonra kan emme esnasında yeteri kadar hastalık yapabilecek virusu nakledecek ve insanda buna karşı dirençsiz olacak ve hastalanacak.Lütfen köyünüze gitmeden bu yazıyı birkaç defa okuyun.
Logged
irfansoylu
Full Member
***
Mesaj Sayısı: 142


*** KAFKAS KARTALI ***


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #4 : Haziran 09, 2008, 09:49:26 ÖS »



 

KENE

 

Kene Latince tür adı Rhipicephalus sanguineus olan bir omurgasız canlıdır.

 

Boyutları ortalama yetişkin bireylerde 5 mm. dir.

 

Fakat kan emme işlemini henüz bitirmiş bir dişi kene yaklaşık 1,52 cm kadar olabilmektedir.

 

Tip olarak sekiz bacaklıdır.

 

Renkleri koyu kahverengi ile kırmızı kahverengi arasındadır.

 

Köpeklerin kanını besin olarak kullanamazlar.

 

Bir dişi kene bir seferde ortalama 600 kadar yumurta bırakabilir ve bu yumurtalar bir hafta içerisinde aktif yavru kenelere dönüşmektedirler.

 

Beslenmeksizin 7 ay yaşayabilmektedirler.

 

Ayrıca bilinmesi gereken şeylerden biride kenelerin bit pire gibi sıçrayamadıklarıdır.

 

Kenelerin sebep oldukları rahatsızlığa tıpta  Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi denilmektedir.

 

İlk olarak 1944 yılında Kırım’da, sonra 1956 yılında Kongo’da tanımlanmıştır.

 

Kırım-Kongo Hemorajik Ateş (KKHA), keneler tarafından taşınan Nairovirüs isimli bir mikrobiyal etken  tarafından neden olunan ateş, cilt içi ve diğer alanlarda kanama gibi bulgular ile seyreden hayvan kaynaklı bir enfeksiyondur.

 

Eğer köpeğin kanını emmesini engelleyen madde bulunup aşı gibi bir yolla canlılara verilebilirse kenenin öldürücü etkisi de ortadan kalkmış olacaktır.

 

Henüz ergin olmamış Hylomma soyuna ait keneler, küçük omurgalılardan kan emerken virüsleri alır, gelişme evrelerinde muhafaza eder; ergin kene olduğunda da hayvanlardan ve insanlardan kan emerken bulaştırır.Yani keneler virüsleri için bir ara konak  konumundadırlar. Kuluçka süreleri virüsün alınmasından sonra 1-3 gün kadardır. Kuluçka döneminden sonra hastalık belirtileri ortaya çıkmaya başlar.

 

Kan emmeye başlayan kene, ağız kısmındaki hortumunu cilt içine sokar ve doyuncaya kadar çıkartmaz. Bu hortum, geri çıkışı engellemek için çıkıntılar içerdiğinden kolay çıkmaz. Bu nedenle keneyi çıkartmak için zorlamamak gerekir. Çok zorlandığında sıvıyı erken salgılayıp virüsü bulaştırabilir veya boru kısmı koparak cilt içinde kalabilir. Ayrıca, zorlama kenenin patlayarak enfekte sıvı ve kanının cildimizdeki çiziklerden ya da gözümüze sıçrayarak bulaşmasına yol açabilir. Bu nedenle vücuda yapışık kene görüldüğünde bir cımbızla ağız kısmından tutularak yavaşça sağa-sola oynatılıp bir vida gibi çıkartılmaya çalışmalı ya da bir sağlık kurumuna başvurularak çıkartılması sağlanmalıdır.

 

Hastalığın belirtileri ;

 

Ateş,vücutta kırgınlık, baş ağrısı şeklinde baş gösterir.

 

İlk günlerde yüz ve göğüste küçük cilt altı kanamaları, gözlerde kızarıklık, gövde, kol ve bacaklarda bir yere çarpmış gibi cilt altı kanamalar oluşabilir.


Burun kanaması, kanlı kusma, kanlı dışkılama, kanlı idrar görülebilir. Vajinal kanamaya da rastlanabilir.


Ağır olgularda hepatit, karaciğer, böbrek, akciğer yetmezlikleri oluşabilir.

 

Kanın pıhtılaşma mekanizmasını etkileyen virüs, vücudun çeşitli yerlerinde kırmızı döküntülere, gözlerde kızarıklığa, gövde, kol ve bacaklarda morluklara, burun kanamalarına, dışkıda ve idrarda kan görülmesine sebep olmaktadır.

 

Ölüm ise genellikle karaciğer, böbrek ve akciğer yetmezlikleri nedeni ile olmaktadır.

Logged

Doğunun Uygar Kenti KARSAS CITY...
ordulu-mehmeteymür
Full Member
***
Mesaj Sayısı: 244



Üyelik Bilgileri E-Posta
« Yanıtla #3 : Haziran 09, 2008, 02:04:39 ÖS »

bu kene bizim ibldiğimiz sakırtlaktan biraz daha farklı yaa. ben gördümm. Kene biraz daha farklı bi hayvan. sakırtlaktan daha büyük ve muhtemelen daha tehlikeli...
irfan keşke olanak olsada bu hayvanın resmi buraya eklenebilse. ben dahil insanlarımızın %80 bu hayvanı ve tehlikelerini henüz tam olarak bilmiyor düşüncesindeyim. sadee kulaktan dolma bilgiler ve anlatımlarla yetiniyorlar....
Logged
irfansoylu
Full Member
***
Mesaj Sayısı: 142


*** KAFKAS KARTALI ***


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #2 : Haziran 07, 2008, 08:05:00 ÖS »

bu kene bizim ibldiğimiz sakırtlaktan biraz daha farklı yaa. ben gördümm. Kene biraz daha farklı bi hayvan. sakırtlaktan daha büyük ve muhtemelen daha tehlikeli...
Logged

Doğunun Uygar Kenti KARSAS CITY...
ordulu-mehmeteymür
Full Member
***
Mesaj Sayısı: 244



Üyelik Bilgileri E-Posta
« Yanıtla #1 : Haziran 07, 2008, 10:40:18 ÖÖ »

yaaa bu kene denilen şey "sakırtlak" denilen böcekmi. çocukken hayvanların altına serilen güllük otlarından bizede bulaşırlardı. ben çok koparmışımdır vücudumdan. her halde kan emer diye bilirdik biz onları yanılmıyorsam. o zaman nerde ilimsel bilgiler. 50 yıl öncesi böyleydi. ölümcül olmazlardı o zamanlar.
beytullah bey aydınlatıcı bilgileri bizlerlede paylaştığınız için teşekkürler, devamını bekleriz her konuda.
Logged
Beytullah SES
Jr. Member
**
Mesaj Sayısı: 79

Veteriner Hekim İNSANLIK İÇİN


Üyelik Bilgileri E-Posta
« : Haziran 05, 2008, 09:46:48 ÖÖ »

KIRIM Kongo Kanamalı Ateşi hastalığı (KKKA) virüsü taşıyan kenelerle ilgili 2004 yılından bu yana araştırmalarını sürdüren Kafkas Üniversitesi Veteriner Fakültesi Parazitoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç.Dr. Zati Vatansever, Yozgat il genelinde yaptığı saha çalışmalarına devam ediyor. Doç.Dr. Zati Vatansever, "Vücudumuza kene tuttuğunda korkmamak gerekir. Her kenede mikrop yoktur. Kene ne kadar çabuk çıkartılırsa, hastalık riski de o kadar azdır. Keneyi çıkartmak için de herhangi bir uzmana gerek yok" dedi.


KKKA Hastalığının görüldüğü bölgelerde araştırma yapan Doç. Dr. Zati Vatansever, hastalık ve kene konusunda bilgi kirliliği yaşandığını ve toplumun yanlış bilgilendirildiğini söyledi. Doç.Dr. Vatansever, "1989 yılından beri kene ve kenelerle bulaşan hastalıklar konusunda çalışmalar yapmaktayım. 2004 yılından itibaren ise KKKA taşıyıcısı kenelerle ilgili saha çalışması yapıyorum. Keneler 200 kadar hastalık bulaştırabilmektedir. Ancak son günlerde yaşanan yoğun bilgi kirliliğinden dolayı toplumda kenenin kendisinin hastalık etkeni olduğu gibi bir yanlış kanı oluşmuş ve toplumda paniğe sebep olunmuştur. Oysa ki; keneler bir hastalık etkeni barındırmadığı sürece çok tehlikeli değildir, ender olarak alerji ve felce neden olabilirler. Keneler taşıdıkları mikropları vücuda tutunur, tutunmaz vermezler. Bunun için biraz zaman gereklidir. Bazı bakteriyel hastalıklarda bu süre 48 saat kadar uzun olabileceği gibi, bazı viral hastalıklarda bu 6 saate kadar düşebilir. Buradan da kenenin ne kadar çabuk çıkarılırsa, hastalık riskinin o kadar düşük olacağı ortaya çıkmaktadır" dedi.

KENE SADECE TÜRKİYE'NİN SORUNU DEĞİL

Kenelerle bulaşan hastalıkların sadece Türkiye'nin sorunu olmadığını belirten Doç.Dr.. Vatansever, "ABD'de yılda 25 bin kişide Lyme Borreliosis görülmektedir. Yine Avrupa'da Laym hastalığı ve Tick-borne encephalitis (Kene ensefaliti) en önemli sağlık sorunları arasındadır. Güney Rusya Federal eyaletleri de, Türkiye'de olduğu gibi KKKA hastalığı ile uğraşmaktadır. Kenelerle bulaşan hastalıklar söz konusu olduğunda, öncelikli olarak toplumun bilinçlendirilip, keneden korunma yöntemlerini kullanması sağlanmalıdır. Bizim de bunu yapmamız gerekir. Diğer taraftan bu hastalıkların bir çoğu kene sayısının artışı ile ilgili olduğu için buna yönelik tedbirler alınmalıdır. Bu amaçla hayvanların et ve sütte kalıntı bırakmayan ilaçlarla yaz boyunca ilaçlanması en etkili yöntemdir. Geniş doğal alanların ilaçlanması kesinlikle doğru değildir. Bunun yanında küçük park ve mesire yerlerinin çevreye zarar vermeyecek ilaçlarla ilaçlanmasında sakınca yoktur" diye konuştu.

KEKLİK, KARINCA VEYA ÇEKİRGE GİBİ HAYVANLAR KENEYİ TÜKETMEZ

Kafkas Üniversitesi Veteriner Fakültesi Parazitoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç.Dr. Zati Vatansever, "Bugün dünyada kenelere karşı kullanılabilecek bir biyolojik mücadele yöntemi yoktur. Keklik, karınca veya çekirge gibi hayvanların keneyi tüketeceğine ilişkin haberler ise, ne yazık ki; yanıltıcıdır. Anılan hayvanların hiç biri kene popilasyonunu kontrol edemez, hatta keklikler kene sayısının artışına bile neden olabilir. Biyolojik mücadele konusunda bu gibi haberler, toplumda gereksiz beklentilerin oluşumuna neden olmaktadır ve bu durum insanların asıl hedef olan kişisel korunmaya odaklanmasına engel olmaktadır" dedi.

KENE GECİKMEDEN ÇIKARTILMALI

Doç.Dr. Zati Vatanseder, normalde keneye çıplak elle dokunmanın zararsız olduğunu belirtirken şöyle devam etti:
"Ancak bunun el ile ezilmesi ve kenede mikrop bulunması durumunda, mikropların eldeki küçük çizik veya çatlaklardan kana karışması riski vardır. Bu nedenle keneyi çıplak elle tutmak sakıncalıdır. Vücudumuza kene tuttuğunda korkmamak gerekir. Her kenede mikrop yoktur. Kene ne kadar çabuk çıkartılırsa hastalık riski de o kadar azdır. Keneyi çıkartmak için herhangi bir uzmana gerek yoktur. Herkes kendi kenesini çıkartabilir. Zaten, kırsal alanda yaşayan insanlarımız bunu çok iyi yapabilmektedir. Ancak, burada dikkat edilmesi gereken, kenenin üzerine herhangi bir kimyasal madde uygulamamaktır.

Keneyi parmaklarımız yardımı ile çıkartmak en kolay ve etkili yoldur. Burada dikkat edilmesi gereken, parmaklarımız ile kene arasına ağaç yaprağı, eldiven, naylon parçası, peçete gibi bir bariyerin konulması gerekmektedir. Keneyi sabit ve yavaş bir kuvvetle çektiğimizde çıkacaktır. Keneyi çıkartırken bazen ağız organları (başı) deri içinde kalabilir, bunun bir hastalık riski yoktur. Bu, deriye batmış ağaç kıymığı gibi algılanmalıdır. Hastalanan insanların, keneyi kendi imkanları ile çıkaranlar olduğu konusundaki haberler, yanıltıcıdır, gerçekle ilgisi yoktur. Hastalığın oluşumu keneyi nasıl çıkarttığımızla ilgili değildir, kenenin ne kadar uzun süre kan emdiği ile ilgilidir."

ŞEHİRLERDEKİ PANİK GEREKSİZ

KKKA hastalığının kırsalda yaşayan, tarlada çalışanların hastalığı olduğunu belirten Doç.Dr. Vatansever, "Şehirlerdeki panik gereksizdir. Kırsalda yaşayan insanlar çocukluklarından beri tarlada çalışırken her gün üzerinden kene toplar, buna alışkındır. Bu yüzden de keneyi hastalıkla bağdaştırmazlar. Bazen keneyi geç fark ettikleri de olur. Bu durumda mikrobu aldılarsa bir-kaç gün içinde ateş, baş ağrısı ve aşırı kırgınlık gibi belirtiler oluşur. Ancak, kırsaldaki insanlarımız bu gibi belirtileri genellikle ciddiye almazlar, 'tarlada çalışırken terledim, rüzgar vardı, kırılmışım biraz' deyip, geçiştirirler. Oysa ki, bu belirtileri bir kaç gün önceki kene tutması ile bağdaştırıp, doktora gitseler, erken müdahale şansı olacaktır" diye konuştu.
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.4 | SMF © 2006, Simple Machines LLC XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!